Avrupa’da Yeni Dönem: Satılamayan Tekstil Ürünlerinin İmhası Yasaklandı
Avrupa’da tekstil ve moda sektörü için tarihi bir karar alındı. Avrupa Komisyonu, satılamayan tekstil ürünlerinin imhasını yasaklayan düzenlemeyi resmen kabul etti.
Bu karar yalnızca çevreci bir adım değil. Aynı zamanda üretim, stok yönetimi, koleksiyon planlaması ve marka stratejileri açısından oyunun kurallarını değiştirecek yapısal bir dönüşüm anlamına geliyor.
Kararın Temeli: ESPR Nedir?
Yeni düzenleme, Ecodesign for Sustainable Products Regulation (ESPR – Sürdürülebilir Ürünler için Eko-Tasarım Tüzüğü) kapsamında hayata geçirildi.
Bu çerçevede:
- Satılamayan tekstil ürünlerinin, aksesuarların ve ayakkabıların yakılması veya çöpe atılması yasaklanıyor.
- Büyük ölçekli şirketler için yasak 19 Temmuz 2026 itibarıyla yürürlüğe giriyor.
- Orta ölçekli işletmeler için geçiş süreci daha uzun tutuluyor ve 2030’a kadar uyum süresi tanınıyor.
- Bu süre zarfında şirketler, imha edilen ya da stok fazlası kalan ürün miktarlarını raporlamak zorunda olacak.
Bu, yalnızca “imha etmeyin” demek değil. “Ne ürettiğinizi ve neyi satamadığınızı açıklayın” demek.
Bir sonraki adımda bundan sonrası için ‘satabileceğiniz kadar üretim yapın’ demek.
Neden Bu Karar Alındı?
Avrupa’da her yıl satılamayan tekstil ürünlerinin önemli bir kısmı hiç kullanılmadan yok ediliyor.
Bu durum:
- Yüksek karbon emisyonuna yol açıyor
- Su ve enerji israfını artırıyor
- Hızlı moda modelinin aşırı üretim alışkanlıklarını besliyor
Avrupa Birliği, döngüsel ekonomi hedefleri doğrultusunda artık yok etmeyi değil, yeniden kullanımı ve yeniden değer yaratmayı teşvik ediyor.
Bu Karar Ne Anlama Geliyor?
Bu kararın etkisi yalnızca çevresel değil; stratejik.
Tekstilde Fazla Üretim Dönemi Bitiyor
Artık “satılmazsa imha ederiz” yaklaşımı mümkün değil.
Bu, koleksiyon planlamasında daha gerçekçi üretim kurgularının yapılmasının bir zorunluluk haline geldiği anlamına geliyor.
Stok Yönetimi Marka Yetkinliği Haline Geliyor
Doğru tahminleme, doğru segmentasyon ve veri odaklı planlamanın çok önemli olacağı anlamına geliyor.
Tekstil Ürünlerinde İkinci El ve Yeniden Satış Modelleri Büyüyecek
Her ne kadar doğru planlansada mutlaka üretim fazlası olacak ürünler için satış kanallarının gelişeceği outlet, ikinci el platformları, kiralama ve yeniden değerlendirme sistemlerinin markaların doğal uzantısı haline geleceği anlamına geliyor.
Şeffaflık Zorunlu
Sürdürülebilirlik balon mu? sorusuna bu kararlarla bir cevap veriliyor.
Son bir uyarı niteliğinde ki yeni raporlama yükümlülükleri, ESG ( Environmental Social Governance) ve sürdürülebilirlik göstergelerinin artık pazarlama dili olmaktan çıkarıp operasyonel gerçekliğe dönüştüğü anlamına geliyor.
Türkiye’deki Markalar ve Tedarikçiler İçin Ne Anlama Geliyor?
AB’ye ihracat yapan her marka ve tedarikçi firma da bu dönüşümden doğrudan etkilenecek.
Bu karar:
- Üretim planlama süreçlerini gözden geçirmeyi
- Koleksiyon adetlerini yeniden kurgulamayı
- “Fazla üretim güvenlik alanı” anlayışını terk etmeyi
- Az adetli ve flexible üretimi kurgulamayı
- Ürün ömrünü uzatan tasarım ve ar-ge yaklaşımını benimsemeyi
zorunlu hale getiriyor.
Artık sürdürülebilirlik bir iletişim başlığı değil; operasyonel bir zorunluluk.
Asıl Soru
Bu karar, hızlı moda modelinin kırılma noktası mı?
Yoksa yalnızca daha sofistike bir üretim sistemine geçiş mi?
Şunu net söyleyebiliriz:
Tekstil sektöründe artık tasarlamak kadar doğru planlamak ve şeffaf olmak da marka değerinin parçası.
Ve belki de en kritik soru şu: Ürettiğimiz her ürün gerçekten gerekli mi?
Çünkü yeni dönemde mesele sadece estetik değil.
Mesele, sorumlu üretim.
A’dan Z’ye herkesin ürettiğinden sorumlu olduğu yeni regülasyonlarla ayakları yere çok sağlam bastırtılan bir dönemdeyiz.
iyi haftalar
EvRiM ARıCaN
Farklı konulardaki geçmiş yazılarım ve daha fazlası için https://www.defkreatif.com/blog sayfasını ziyaret edebilirsiniz
